27 Ağustos 2007 Pazartesi

karganın pisliği ile haşır neşir vakti falez izlenimleri

Günlerimin tahammülümden de sıkıcı geçtiğini farkedince 5897 gündür planladığım sabah yürüyüşünü bu sabah gerçekleştirdim. Telefonun oldukça dar kapasitesine sığan bi kaç şarkı ile yola çıktım. Burhanettin Onat 'tan başladım koşmaya artık yüreğim nereye götürürse(ya da ciğer kapasitem diyelim). Koşunun başlangıcında sergilediğim atletik tavırlar,kulağımda neyden bahsettiğini zar zor anladığım güfteler ve aklımda binlerece çekirge ile koşan ilginç bir sentez oluşturduğumun farkındayım. Ama takar mı ayşegül? Zaten oldum olası kendine bile tahammül edememeyi çok sevmiştir.

Soludukça canımı acıtan oksijeni bir sinyal olarak algılıyor, yavaşlayıp tempolu yürümeye başlıyorum. Oldukça ezik bir durum benim için. Yanımdan geçen 40 yaş üstü insanlardan ne farkım kaldı,onlar da aynı benim gibi yürüyorlar. E ben gençsem eğer neden onlardan daha güçlü değilim? Hantalllığımdan utanarak yoluma devam ediyorum. Tabi her koşulda onlardan daha hızlı olduğum ama onlara kendilerini kötü hissettirmemek için yavaş takıldığım ifadesi yüzümden eksik olmuyor.

A Dedeman bize ne kadar da yakınmış! Uzak olduğu bahanesine sığınıp onca zaman minibüs kullanırken demek yolları takip bile etmemişim. Nasıl bu kadar dikkatsiz olabiliyorum? Dikkatsiz ve umursamaz... Hayatımdaki pek çok alana olduğu gibi... Bana karşı hissedilen her şeye ,sevgiye olduğu kadar nefrete, bağlılığa olduğu kadar sadakatsizliğe...

Ara yolların birinin sonunda alabildiğine yeşil çarpıyor gözüme. Üstünde benim gibi bu sabahını çeşitli sebeplerden yormak,yorgunluğunda boğmak isteyen insanlar. Yine oldukça yaşa sahipler. Bir ben henüz 19 unda ama neden onlarla aynı sıkıcı, serin olduğu kadar sıcak bir sabahı paylaşıyorum? İçimden onları aşağılıyorum. Aynen şöyle diyorum:''Hahaha! Ya bu adamları gömmeyi unutmuşlar onlar da fırsattan istifade yürüyüşe çıkmış! Hey sen! Sana diyorum küllerinden doğarken evrimi yarıda bırakan! Barfiks çekme sevdasıyla kollarını o dalda unutma olur mu?'' Çok çirkinim. Bir o kadar zayıf. Alnımdan terler süzülürken verdiğim her kalorinin hıncını onlardan mı alıyorum aklımca? Benden çok YAŞ-LI olduklarından yaşamaya hakları yok mu? Tıpkı sorunlu bir ergen gibi 'artık yataklarında ebedi uykuya dalmayı beklemeliler vadeleri doldu' mu diyor alt benliğim? Evet genelde onun galibiyetiyle sonuçlanıyor zihnimdeki her savaş. Karşımdakini ezerek kendimi bişey zannediyorum. Halbuki hiç bişey değilim şu falezin kıyısında umut ve güven dağıtmakla görevli maviye bakarken. Çünkü sadece bakıyorum. Göremiyorum içindeki yavruağzını,portakal çiçeğini,neftiyi... Küçük terazimde iyinin hakkını verme departmanının çalışmayan dişlileri kadar körüm. Ne zaman saflığı,temizliği aptallıktan sayar oldum? İşte o zaman aptallaştım. Ben aptalla aynı masaya oturmam demiş insanım. Peki o zamn 19 yıldır bu bedene nasıl tahammül ediyorum? İnsanoğlu zor mahluk. Bu akıllıca lafı da kendim ettim sanmayın. Bunu da şu anda zavallı hafızamın bana geri bildiremediği biri söylemiş-pek de iyi etmiş.
Karşımda bir hilal gibi muntazam uzanan Akdeniz sahil şeridi. Çağdaşlığı sembolize eder misali beton canavarlar,içinde mutlu,mutsuz,dağınık insanlar... Etrafımdaki yaşından aldığı tecrübeyi benim gibi küstahlıkla sunmayan mülaim insanlar belki ordan bi yerden. Evlerine ekmek götüren insan onlar. Bense hala baba parası yiyen insanım. Ne zamn biter bu okul bilinmez. Ben ne zaman tam manası ile i-n-s-a-n olacağım o hepten meçhulken bu yürüyüş bunca düşüncenin içinde spor olmaktan çıkar.
Ben ayşegülün kahrolası vicdanıyım.
Bu yazımı mert e ithaf ediyorum. Kendisine hayat mücadelesinin zorlu yollarında büyük bir direniş sergilediği için çok büyük bir saygı duyuyorum. Biline...

4 yorum:

Verze dedi ki...

bu ne kadar muhtesem bir yazi boyle..cok hosuma gitti..
ustune bir kahve icilir simdi:) cheers..

ayşegülkaplan dedi ki...

teşekkür ederim.ordaki hitaf kelimesi de ithaf olacak ama düzeltmeyi bi türlü beceremedim.neyse tekrar teşekkür

oye dedi ki...

canım benim,
içimi ısıtan ve kendimi sorgulmamamı sağlayan bir yazı olmuş geç de fark etsem bence birbirimize çok benziyoruz içimde dolaşıp duran duygu düşünce bulutunu yağmur olup yağdırdı bu sözlerin tşk ederim...
istanbul'da görüşmek dileğiyle;)

Unknown dedi ki...

Amansız tanıdım seni fakat kısa zman içinde alıştık sanki senle birbirimize.Çok iyi dostlar gibi olduk.Yanılıyor da olabilirim ama bence dostane günler geçiriyoruz...Zamanın akışında araya sığan sohbetlerimiz ve mükemmel yazıların tatlandırıyor acı hayatımı.Tebrik ediyorum seni ayşegül...ayrıca yazının bir köşesinde bana yer verdiğin için minnettarım sana...Başarılı yazıların var...Umarım devam edersin bu tür yazılara ve sabah koşularına:D...

MeRt...