Boş bir odada bir hayal evreni yatar. Bu evren odaya bakanın geçmişini, birikimini,karakterini yansıtır. Ve belki de kim olduğu hakkında oldukça objektif bilgiler sunar görebilen gözlere.
Boş bir odada kapalı kalmış insan da özgürdür eğer bu onun şahsi tercihiyse. Çünkü yaşamın sınırlarını yıkılmaz,güçlü taş duvarlar değil ancak hayal gücünün narin, her an kopmaya hazır, incecik sicimleri belirler.
Boş bir oda var hayalimde. Epey küçük,kare biçimli. Karanlık sayılmaz, yüksek denemeyecek tavana yakın küçük bir pencere var demir parmaklıklarla kapanmış. Ama boyuna bakmadan nasıl da aydınlatıyor içersini. Odanın tam merkezinde hayali bir sandalyenin üstünde oturuyorum. Aslı kahve, cismi yeşil boyanmış. Kendime arkadan bakıyorum. Arka sol köşeden... Havada asılı duruyorum. İçerde bir toz bulutu dolaşıyor sanki... Küçük penceremden ışığın sızdığı kesimlerde inadına belirginleşir gibi. Görülmek için can atıyor. Ama ben başımı yere eğmişim, avuçlarım dizlerimde. Gözlerim sıkı sıkıya kapalı. Bu suçlu duruştan sıyrılmak gibi bir çabam da yok. Sanki olan biten pek umrumda değil. Ben yine kendime gömülmüşüm. Bir şeyler kuruyorum derinlerde. Yine ne planlar yaptım gerçekleştirmeyeceğim Allah bilir. Ama bi toz zerresine asıldım bu sefer kararlı bir edayla. İçinden bişeyler çıkmasını bekler gibiyim. İşte oldu... Etraf beyaza boyandı. İçinde 5897 adet ayşegül. Hepsi bir tarafta kendi halinde bişeylerle uğraşıyor.. Anlaşılan bu sefer planlarımı gerçekleştirebilmeyi diledim düş dünyamdan. Ve yine kendimlere dışardan bakıyorum. Hep dışardan,dışardan. Bir türlü içime giremiyorum. Verdiğim kararları bir başkasının yapmasını bekler gibiyim dört mevsim. Sanki şu taşıdığm ,suretini kestirebildiğim departman sadece karar aşaması ile görevlendirilmiş. Projelerin düşünce adamıyım ben. Beyaz yakalı,aristokratım. Hadi yine iyisiniz sevgili serflerim işin asıl zor kısmından kurtardım sizi. Lütfum olsun bu da size. Artık işlerinizin başına dönebilirsiniz... Diyecek gibiyim. Mütemadiyen takındığım bu üslup karakterimin kilometre taşı olmaya başladı. Korkuyorum... Gördüğüm suretten utanıyorum. Açılamıyorum bir sabah mavi dinginliğe avuçlarımda bir iş görmenin haklı gururu.
Lakin eleştirmeyi çok iyi biliyorum. Her işi en usta biçimde yapabilme becerisine vakıfım. Da... Tahmin edersiniz ki işi bilip işe gitmeyenlerden kabul etmişim kendimi. İşi bilmezken dahi! Daha önce hiç şiir yazmış olmasam da yazanın sanatını yerden yere vurabilirim. Evet yapabilirim,çünkü ihtiyacım olan kudret damarlarımdaki asil kanda mevcut. Kesin bileklerimi gözünüzü seveyim şu lacivertlik boşalana dek. Sonra eniştem yine kan verir bana eminim,güvenim tam ona. Ona ve tüm sevenlerime... O zaman yeniden döneceğim hayata. Uzuuunca tünelin ışıklı çıkışına gitmeyeceğim söz. Çünkü bu adaletsiz,fani dünyayı, eşitliğin,adaletin hakim olduğu ahiretten daha çok seviyorum. Ama bu sefer tamamen temiz döneceğim. Yeni doğmuş,günahsız bir yavrucak olacağım, ardından yine katran günahlara bulanıp, ışıkla yıkanacağım. İşte bir hayat da böyle sürüp gidecek... Bitecek...
Bu yazımı da önderliğinden onur duyduğum candan insan Fazilet öğretmenime ithaf ediyorum. Ahlak ve fazilet aklın dışardan görünüşüymüş... Onun aklına her daim ihtiyaç duyacağım. Benimle paylaştığı ve paylaşacağı her harf için binlerce kez minnettarım ona... Biline
6 Eylül 2007 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
3 yorum:
yazının başı ve sonu arasındaki alakasızlığı ama bu iki ucu birbirine ustaca bağlamayı başaran eski yurt ve yeni oda arkadaşım bahtsızlar takımının kırmızısı sen neymişsin be. leo huberman'dan da etkilendiğini düşünerek asıl teşekkürü ona yapmak istiyorum adam ne kitap yazmış hala etkileri üstümüzde. valla şaka bi yana herkes böyle cümle kuramaz ayşegül dışında. ben de isterdim bir aristokrat kızı olayı ata binip manavgat semalarında dolaşayım ardından beynime giden fazla oksijen sayesinde cümleler döktüreyim ama olmadı olamadı ve tanrı önce leo huberman'ı ve ardından ayşegül kaplanı yarattı...
canumunnnn içii ne de güzel seyler yazarmıssn sen böle walla elini attıgın her seyi layıkıyla başarıosun bitnmm bnm inşş daha da geliştirirsn de söle bi imza gununu göruruzz:P walLa bunlar arkımsın die sölemıom ztn sölemem bilrsin
yazıların dewamını da bekliom sabırsızlıkla bakalım ne zmn adımı görcem o satrlarda ;)
dusunceli biraz sinirli ama oldukca guleç ve saniyede onlarca sey dusunme kapasitesine sahip biricik arkadasım benim. bu yazılar kalemi bıraktıktan sonra beni kimsenin goturemediği yerlere goturmeyi basardı Benim manzaralarım, ince belli cay bardagım, uçup giden martılarım vardı, simdi ise en yakınımdaki insanın hiçte aşikar olmadığım dunyasına daldım.
Aysim bir gun gelecek yurdumuzun kaloriferleri kadar sıcak bir ortamda yine basbasa kalacağız ama bu kez ikimznde mutlu hayatları olacak, ve biz düsünmüyor sadece gülüor olacaız. Bogazmdan akıp giden 2 sekerli sıcacık bi cay tadında olan kaleminden asla vazgecme!
Yorum Gönder